« tarifsizlikten tarifin gereksizliğine | Main | Teslim olmaları İçin üzerlerine silah doğrultulması gereken tüm kovboylara sevgiyle »

18 December 2018

Comments

Feed You can follow this conversation by subscribing to the comment feed for this post.

Verify your Comment

Previewing your Comment

This is only a preview. Your comment has not yet been posted.

Working...
Your comment could not be posted. Error type:
Your comment has been saved. Comments are moderated and will not appear until approved by the author. Post another comment

The letters and numbers you entered did not match the image. Please try again.

As a final step before posting your comment, enter the letters and numbers you see in the image below. This prevents automated programs from posting comments.

Having trouble reading this image? View an alternate.

Working...

Post a comment

Comments are moderated, and will not appear until the author has approved them.

Your Information

(Name is required. Email address will not be displayed with the comment.)

Sevgili Ziyaretçi, Gittiğim şehirleri yazacağımı sanıyordum blogu açarken. Evet yazdım onları da. Belki yine yazarım. Var olan, tanımlanabilen ve tanımlanamayan herşeyin bizi sürekli dönüştürdüğü bir yaşamda olduğumu daha fazla kanıksadıkça, ölüme kadar devam edecek bu anlama hadisemin bir eşlikçisi oldu bu blog. Minicik davranışlarımızda dahi kendimizi ve içinde olduğumuz evreni nasıl dönüştürdüğümüzü keşfettikçe minik minik adımlamaya başladım hayalimdeki evrene doğru. Değişmesi gereken ve ertelediğimiz binlerce şey var, kendimize ve yaşama dair... Başkaldıramadığımız, razıymış gibi durduğumuz ama hiç içimize sinmeyen haksızlıklar var. Küçücük değişimleri küçümseyen-ölümü yok sayan bir sistemde, bir dönüşme, bir ölümü hatırlama, doğru yönü saptama denemesidir yaptığım. Beceremesem de bu yola çıkmak dahi güzeldir. Bu yolda ölmek dahi güzeldir. Öyle diyor karıncalar...
Blog powered by Typepad
Member since 08/2010

son yazılar

son okumalar